Turkcell Süper Lig etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Turkcell Süper Lig etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

27 Eylül 2009 Pazar

Kutarıcı Guiza!!!!

Fazlasıyla ders çıkarılabilecek bir maçtı. Fenerbahçe iyi oynamadı diyebiliriz ancak iyi oynamamasına rağmen birçok pozisyon buldu. Antalyaspor ise berbattı bana göre kesinlikle haketmiyor Süper Ligi. Özellikle ilk 20 dakika pozisyonu bile yoktu Antalya'nın. Fenerbahçe güzel bir golle öne geçti ve ardından mükemmel bir ortaya gerçekten mükemmel bir kafayla Antalyaspor beraberliği yakaladı. Antalyaspor'un hiç gol atamayacağını düşünüyordum açıkçası ilk dakikalardan sonra ama güzel bir gol buldular.

Daha sonra ise pozisyon sıkıntısına devam ettiler. Eğer Mehmet Özdilek ortasahanın ortasında üç oyuncuyu oynatsaydı çok daha etkili olurlardı bana göre çünkü Veysel ve Necati özellikle ileride sadece gezindiler. Fenerbahçe ise Kazım ve Alex'in etkili oyunlarıyla pozisyonlar buldu. 3 topları direkten döndü. Şanssızdılar ve beceriksizdiler (Guiza) ciddi anlamda. Artık son dakikalara girilirken olan oldu. Hayatımda ilk defa böyle bir pozisyon gördüm açıkçası. Bu golü Fenerbahçe yese birşey demem ancak Antalyaspor bu futbola rağmen aldığı 1 puanı beğenmedi ve o puandan da oldu. Ders diye öğretilmesi gereken bir gol.

Maçın en etkili ismi bana göre Alexti. Müthiş bir futbolcu gerçekten yaptığı her hareket zeka kokuyor. Bu arada Daum da maç sonuında Guiza'dan memnunum demiş. Böyle devam ederlerse zaten şapka düşecek ve kel görünecek o zaman ne diyecek çok merak ediyorum. Haftaya Gençlerbirliği maçı ve Kazım yok. Fenerbahçe şu ana kadarki en ciddi rakibiyle karşılacak. Hayırlısı diyelim.

Saygılar...

26 Eylül 2009 Cumartesi

Gençlerbirliği - Trabzonspor

TT90 dakika sonunda 3 puanı hakeden tarafın özellikle ikinci yarı oynadığı oyunla Gençlerbirliği olduğunu söylemek mümkün. Thomas Doll ciddi anlamda önemli işler yapmış bu takım üzerinde çünkü geçen seneye nazaran mükemmel bir takım var şu an gireniyle çıkanıyla birlikte.

Maça Trabzonspor hızlı başladı; hızlıdan ziyade golle başladı diyelim çünkü çok da baskılı oynamadılar aslında rakip defansın az kişiyle yakalandığı iki pozisyonda iki gol buldular. Trabzonsporun kadrosu tartışmasız Gençlerden daha iyi. O Trabzonspor 2-0 öne geçmiş ve herkesin beklentisi maçın artık bittiği yönündeydi belki de. Hani Rijkaard'ın iyi hamlelerinden bahsediliyor ya oyuna müdahalelerinde. Broos için bunu söylemek kesinlikle mümkün değil.

Öncelikle Trabzon'un maçlarında özellikle dikkatimi çeken birşey var o da oyunlarını 90 dakikaya yayamamaları. Özellikle ilk yarı yükleniyorlar çabalıyorlar ama ikinci yarılar oyundan fazlasıyla düşüyorlar. Broosun oynatmaya çalıştığı sistem iyi aslında ancak kondüsyon yetmiyor öncelikle ve bu da başarıya yetmiyor ne olursa olsun (bknz. Skibbe'nin Galatasarayı). 2-0dan sonra ya da ilk 30 dakikadan sonra diyelim Gençler ciddi anlamda üstün ve baskılı oynadı ve kısa süre içinde takımdaki en yetenekli iki oyuncularıyla golü buldular. Mustafa Pektemek'in pasında Harbuzi bitirdi. Bu arada Mustafa kendisini daha da geliştirdi ve modern futbola çok uygun bir oyuncu bu yıl iyi bir transfer yapacağını düşünüyorum. Devamında soyunma odasına gitti iki takım ve Trabzon takımı Gabric- Alanzinho değişikliği ile döndü. Gençlerde ise Harbuzi ve Mustafa yoktu (sanırım sakatlıkları vardı) Hurşit ve Sandro oyundaydı. Trabzon tam mücadele etmesi gereken maçta mücadele anlamında takımdaki en zayıf adamı oyuna aldı. İşte diyorum ya Broos'un çok büyük bir hatası bu. Mesela Cale'yi alsaydı eğer ille Gabrici çıkaracaksa Cale-Ferhat ikilisi mücadele anlamında çok iyi işler yapardı. Yedikleri ikinci golü de yemezlerdi. 2. golün güzelliğine lafım yok ama bariz bir kaleci hatası var. Zamanında Seaman'ın Ronnie'den yediği gol geldi aklıma birden. Slyva ciddi anlamda çevikliğini kaybetmiş ve bana göre Tolga yavaş yavaş ısındırılmalı. O da en kötü Slyvanın yaptığı hataları yapar. Zamanla yapmaz ve iyi bir kaleci kazanmış olur Türk futbolu. Bir sözüm de Hurşit'e, gerçekten yetenekli bir oyuncu ama çok çalışması gerek. Yine de kumaşı iyi...

Trabzonun sonu ne olacak bilmiyorum ama geleceği gerçekten iyi değil. Alanzinho da bu dakikadan sonra bitmiştir bana göre. Güzelim Ersun Yanal'ı çok arar Trabzon. Son sözüm de Thomas Doll'a elindeki kısıtlı imkanlara rağmen böyle güzel futbol izlettiği için teşekkür ediyorum ona...

Saygılar...

29 Ağustos 2009 Cumartesi

YETENEKLİ OYUNCULARI ETKİLİ OLAMAMIŞ (MUŞ, MÜŞ)

"Kazanmak için her şeyimizi ortaya koyduk. Tempolu, çabuk oynamaya çalışıyoruz. Hücum formatlarında değişiklik yapıyoruz. Geçen seneye göre yaptığımız bu değişiklik, çok kolay değil. İleride bunun meyvelerini göreceğiz. Bu akşam yetenekli oyuncularımız çok etkili olamadı. Ancak uzun bir maraton içinde bunlarla karşılaşmamız doğal"

Kendi evinde oynuyorsun ligin dördüncü haftasında 6. puanını kaybediyorsun ve yaptığın açıklama yetenekli oyuncularımız çok etkili olamadı. Futbol takım oyunudur diyen zihniyet nerede şimdi. Dünyadaki takımlar yetenekli oyuncularına mı bakıyor sadece bu yaptığın açıklama diğer futbolcularına da haksızlıktır. Sen koy bakalım Nobre'yi santrafora bak nasıl gol oluyor. Serdar hayatının en iyi performanslarından birini gösterdi yetenekli ayağın o da neden görmüyorsun. 18 gün sonra şampiyonlar ligi maçın var ve sen hala hücum formatlarında değişiklik yapıyorum mu diyosun. Bu zamana kadar nerdeydin be kardeşim demezler mi? Geçen yıl başımıza çıkartan hatta Rijkaard'dan daha iyi bile denilen Mustafa Denizli'yi seyircisiyle buluştuğu ilk maçta yuhaladılar. Bu ne perhiz bu ne lahana turşusu diyorum. Mustafa Denizliyle de bu iş olmaz. Gerçekten modern futbola geçemedi hala geçen yıl ne kadar şanslı olduğunun takımların çok kötü seviyede olduğunun farkında değil sanırım. Olası bir Galatasaray mağlubiyeti çok daha olumsuz etkiler Beşiktaş'ı. Bu arada gruptan çıkarız demiş Mustafa Denizli. Sen böyle devam edersen ikinci sıfır vakası olarak bir kere daha tarihe geçersin Mustafa Hoca. Neyse kargalık yapmayalım di mi mazallah kızar falan...

Saygılar...

17 Ağustos 2009 Pazartesi

2. Haftanın Panoroması

Bu hafta maçları pek izleyemedim ondan dolayı geniş analizler yapamıyorum her takım hakkında bu yüzden sadece skor ve golleri verebileceğim kusura bakmayın.

Trabzonspor 1-2 Diyarbakırspor
35' Giray 69' Tazemeta
90' Tazemeta

Ankaragücü 1-1 Manisaspor
90' Vassell 78' Isaac

Eskişehirspor 3-2 Bursaspor
45' Youla 61' Ömer Erdoğan
55' Youla 71' Sercan
72' Mehmet

Ankaraspor 1-1 Gençlerbirliği
90' Meye 2' Mustafa Pektemek

Kayserispor 1-1 Gaziantepspor
21' Aydın 81' Beto

Kasımpaşa 1-3 İBB
79' Moritz 45' Pavlik
56' İbrahim Akın
76' Ali Güzeldal

Fenerbahçe 3-0 Sivasspor
69' Kazım
80' Emre
90' Dos Santos

GEÇMİŞ OLSUN ALEX...

Geçmiş olsun Alex dileriz en kısa sürede sahalara dönersin ve takımını yalnız bırakmazsın.

Teşekkürler Galatasaray...

Maç başlamadan önce açıkçası farklı galip geleceğimiz sıradan bir maç olarak düşünüyordum bu maçı. Tabii ki heyecan yaratacak Elano vardı orası ayrı ama tribüne çıktığımda ısınan futbolcular arasında onu göremeyince ve hayal kırıklığına uğrayınca iyice sıradan olacağını düşündüm maçın. Ama Rijkaard bu farklı bir yüz getirmiş maça. Anons edilen ik 11’i duyunca bir an irkildim küçümsemeye gelmez sonuçta lig maçı dedim ama yine de içimde bir güven vardı Rijkaard’a karşı.

Neyse böyle düşünürken başladı maç. Kalede Franco defans dörtlüsü Uğur, Emreler ve Volkan önde Mustafa, Barış ve Arda ileri üçlüde ise Keita Kewell ve Baros vardı. İlk yarı genellikle sağ kanattan Keita ile akınlar denemeye çalıştık ama pozisyonlar biraz da Keita’nın bencilliğine kurban gittİ. Keita’nın bu futbolundan dolayı ilk yarı total futbolun bazı gereklerinden uzaktık. Ama topu ileri taşımamızdaki hız va çabukluk gittikçe belirginleşmeye başlamış bu açıkça görülüyordu. Tek yavaşlama Volkan’ın bölgesinde gözüküyordu hamleleri pasları oldukça yavaştı takıma göre. Nitekim yine de pozisyonlar bulduk özellikle Baros ve Barışla eğer biraz şanslı olsaydık maç ilk yarıdan kopabilirdi derken son dakikalara yaklaşırken Barış’ın yine kendisini çalım ustası zannetmesinden dolayı topu kaptırması ve devamında Volkan’ın Bangoura’ya ilk müdahalede yavaş kalması yine devamında Emre Güngör’ün yaptığı kademe hatası ve Leo Franco’nun çıkmamasından dolayı yediğimiz ilk atakta topu ağlarımızda gördük. İşte o an medya için önemli bir andı herkes maç böyle biterse diye düşünmeye başladı çünkü böyle biterse Rijkaard’a saldırmaya başlayacaklardı. Başlıkları bile düşünmeye başlamışlardı belki de derken Caner yetişti imdadımıza ve Keita’nın ortasında topa koluyla dokunarak penaltı kazandırdı. Son saniyede kazanılan bu penaltı ekmeğimize yağ sürdü açıkçası bir takım için olabilecek en kötü şeylerden biri 45.dakikada gol yemektir. Usta penaltıcımız Kewell her zamanki sakinliği, ağırbaşlılığıyla attı golünü. (Bu arada Deniz Çoban görmedi mi bilmiyorum ama penaltıda kural ihlali vardı yaklaşık 5 oyuncu cezasahasına girmişti)

İlk yarı böyle sonuçlandı fırtına öncesi sessizlik gibiydi adeta öyle de oldu. Keita ilk yarıdaki görüntüsünden uzaktı daha çok paslaşmaya yönelik oynuyordu Arda ve Kewell daha hareketliydi Uğur da iyi bindirmeler yapıyordu derken bu yılki en önemli artılarımızdan biri olan duran toptan bir gol daha bulduk. Hep söylediğim bir şey vardır Arda’ya korner kullandırmaktansa ceza sahasına sokmak her zaman daha avantajlı çünkü ne zaman ceza sahasına girse tehlike yaratıyor Elano geldiğinde Kewellla ikisi ceza sahasına girecektir ve daha çok gol şansı olacaktır bizim için. Kewell’ın ortasında aralardan vurdu kafayı Arda önce Baros’a çarptı daha sonra kaleciye ağlarla buluştu. Golü kime veririz tartışılır ama ilk vuruşu yapan Arda olduğu için Arda’ya yazılması doğru bence. Golün ardından Hakan Balta girdi oyuna Volkan yerine. İçimden bir ses diyor ki bu Volkan’ın son maçıydı. Son kere o duyguyu tattırmak istedi Rijkaard ona. Neyse ataklarımız kesilmiyordu. Müthiş bir hücum gücümüz vardı çünkü top kime gelse tehlike yaratıyordu derken Keita aldı Barışla verkaç yapayım derken kendini yerde buldu ve yine penaltı. Barış ben atcam Keita ben atcam derken Kaptan geldi Kewell’a bırakın dedi. Helal olsun sana Kaptan bu hareketin senin kaptanlığı ne kadar hakettiğini gösterir dileriz böyle devam edersin. Soğukkanlı oz büyücümüz için bu golü atmak da zor olmadı. Artık iyice rahatlamıştık oyuna da Barış yerine Ayhan girdi ve pas yüzdemiz arttı bu değişiklikle. Bu arada Ayhan’a bir parantez açmak istiyorum yaşayan bir efsanedir Ayhan. Kendini her geçen yıl o kadar geliştiriyor ki girdikten sonra yaptığı birkaç hareket ya da attığı akıllı paslar bile bunu göstermeye yeter. Bravo Ayhan böyle devam et. oyuna da Barış yerine Ayhan girdi ve pas yüzdemiz arttı bu değişiklikle. Bu arada Ayhan’a bir parantez açmak istiyorum yaşayan bir efsanedir Ayhan. Kendini her geçen yıl o kadar geliştiriyor ki girdikten sonra yaptığı birkaç hareket ya da attığı akıllı paslar bile bunu göstermeye yeter. Bravo Ayhan böyle devam et. Galatasaray atakları ve presi bu golle de durmak bilmedi Denizlispor yarısahasında yapılan pres sonucu Kewell kaptı topu Keita’ya güzel bir arapası verdi Keita Baros’a çıkaracak ve Kral’ımız siftah yapacak ligde derken Burak işimizi bozdu ve kendi kalesine attı topu. Bu gole Keita cidden üzüldü sanki ve bu çok mutluluk verici bir şey Baros da arkadaşının üzüntüsünü anladı ve yanına gidip sarıldı ona. Gerçekten bir çok böyle örnek vardı maçta çok güzel bir dostluk var takımda çok güzel bir arkadaşlık var. Ataklarımız devam etti ama başka gol bulamadık hele Baros’un kaçırdığı neydi öyle ama sağlık olsun diyelim stres içinde adam doğacak çocuğuna odaklanmış belli ki.

Genel olarak maça bakarsak 90 dakika boyunca hücum eden bir Galatasaray vardı. Zaten bu hücum gücüne karşı koyabilecek çok takım yok Süper Ligde. Bu yüzden asıl yapmamız gereken oynanmaya çalışılan sisteme biraz daha adapte olmaya çalışmak. Tek pas oynamaya dikine oynamaya daha da alışmak. Bu futbolun üstüne koyulabilecek çok şey var en basitinden Elano hala solumadı Galatasaray formasını. Rijkaard zaten bunların farkında ve ne zaman ne yapması gerektiğini çok iyi biliyor her gün Galatasaray taraftarı ve camiası daha çok inanıyor ona daha çok güveniyor. Tüylerimizin diken diken olacağı günler yakındır gibime geliyor. Avrupa maçlarından sonra mutluluktan ağladığımız günler yakındır gibime geliyor. Tüm dünyaya Galatasaray adını duyurmak yakındır gibime geliyor. Avrupa’da bir kupa kaldırmak yakındır gibime geliyor. Kısacası tüm dünyanın söz edeceği, Galatasaray camiasının gururla söz edeceği, bize yeni yeni başarılar tattırabilecek olan takım hızla çıkıyor başarı basamaklarını.

Teşekkürler Rijkaard. Teşekkürler Neeskens, Puyol, Cuadrat, Arda, Keita, Kewell, Haldun Üstünel, Adnan Polat… Tüm Galatasaray camiasına teşekkürler siz böyle oldukça biz de her zaman yanınızdayız. Hiç kimse ne sizi ne de Galatasarayımızı karalayamaz biz arkanızda olduktan sonra merak etmeyin.

10 Ağustos 2009 Pazartesi

Daum'un İntikamı!

Fenerbahçe ve Denizlispor’un isimleri aynı cümlede anıldığında ilk akla gelen tabii ki Galatasaray’ın mucizevi şampiyonluğu. Hele hele Daum’un da son maçı olması dün geceki maçı farklı derecede anlamlılaştırmıştı. Tabiri caizse bir intikam maçıydı bu maç Daum için. İntikamını alması çok da zor değildi aslında nitekim de öyle oldu.

Fenerbahçe yine her zamanki takımıyla çıktı sahaya. Ben gerçekten Fenerbahçe’nin bazı yönlerini anlayamıyorum mesela neden Honved maçında ilk 11’e yakın bir kadroyla çıktı hiç mi yedek oyuncu yok bu takımda 3 günde bir maç oynayacak bu takım hep aynı kadroyla mı çıkacak? Bilmiyorum eğer öyleyse ne kadar dayanırlar! Çok şanslı maçladı Fenerbahçe maça daha bir dakika dolmamış iken Alex yine üstün futbol zekasını konuşturdu ve muhteşem bir pas attı. Alex çok özel bir futbolcu gerçekten çok koşmuyor ama boş da koşmuyor yaptığı her hareket çok zekice. Bu muhteşem pası gol yapmak çok da zor değildi nitekim Guiza’da zorlanmadı. Bu golle Fenerbahçe rahat oynadı. Defans kurgusu herkesin de dediği gibi sorunlu Önder ve Bilica ağır adamlar dün gece çok iş düşmedi aslında ama Bangoura bayağı zorladı koştu mu kimse durduramadı kolay kolay biraz daha geniş alanlar bulsa arkadaşlarından iyi paslar alabilse daha da fazla zorlayabilirdi. Gökhan her zamanki Gökhan Türkiye’nin en iyi sağ beki herşeyi çok iyi yapıyor. Vederson da etkiliydi defansif açıdan biraz sorun yaşatsa da Bilica kademesine girmeye çalıştı ve fazla sorun olmadı Bangoura’nın bindirmeleri dışında. Diğer yandan Dos Santosla soldan iyi ataklar geliştirdiler. Cristian ve Emre de çok zorlanmadılar çünkü Denizlispor’un ortasahasında Fatih Yiğen’den başka adam yoktu. Bu arada Cristian daha güçlü bir takıma karşı oynamadı dikine pasları tek pasları oldukça iyi ancak yeterince sert bir ön libero gibi durmuyor zamanla göreceğiz. Emre ise takımın beyni rolünde iyiydi ama yine sakatlandı hep böyle olacak sanırım 2 maç oynayıp 3 maç duracak. Dos Santos ve Kazım’a gelince ikisi de çok etkiliydiler özellikle Alexle çok iyi anlaşıyor Santos. Kanat bindirmelerini sürekli yaptılar yalnız Kazım’ın bu gamsızlığından sıyrılması lazım biraz. Mesele her pozisyonda bir artist havası var rakibine karşı küçümser gibi bunu hoş bir davranış olarak görmüyorum. Dos Santos ise on numara futbolcu gerçekten defansa da yardım ediyor basıyor koşuyor gol pozisyonuna giriyor. Uğur Boral’a göre de çok daha dengeli. Guiza çok iş yapmadı aslında attığı iki gole rağmen çok koşuyor ediyor ama bence iyi bir Semih daha faydalı olur fenerbahçede. Son olarakta kaptana gelelim bir Galatasaraylı olarak Alex’i her zaman takdir etmişimdir. Pasları akıllı koşuları bitirici hamleleri gerçekten harika. Tek eksiği yeterince koşmuyor ve mücadeleci değil zaten onu da yapsa şu an Avrupa devlerinin birindeydi. Daha ilk dakikada maçı kazandırdı Fenerbahçe’ye belki gol de kaçırdı ama olur o kadar diyelim.

Denizlispor’a gelince fena bir takımları yok aslında ama ortasahanın ortasında sorunları var. İleri geri dönük oynayabilecek bir adam lazım kesinlikle Fatih’e bırakmışlar bütün yükü bundan dolayı da Emre ve Cristian dümdüz geçtiler sürekli ortasahayı. Kanatlarda Bangoura ve Braga çok etkiliydiler. Ama yalnız kaldılar beklerinden yardım alamadılar ileride yeterince çoğalamadılar ve fazla pozisyona giremediler forvetteki Angelovda biraz bencil sanki birkaç kere uzaktan şut denedi uygun pozisyonda arkadaşları olmasına rağmen. Defanstaki yeni transferleri çok iyiydi. 26 yaşında ve 97 kere Benin mili takımı formasını giymiş sanırım yaşına göre gerçekten çok yüksek bir sayı. Çok çabuk bir adam biraz pozisyon bilgisi eksik olsa da önemli bir oyuncu olacaktır Denizlispor için.

Genel olarak geçen yıldan tamamen arınmış bir Fenerbahçe vardı sahada. Yeni bir yapılanma sürecinde olan Denizlispor fazla dayanamadı Fenerbahçe’nin temposuna. Yine de birçok eksiği var Fenerbahçe’nin henüz güçlü bir rakip çıkmadı karşılarına ama yeni transferlere rağmen takım büyük bir uyum içinde şimdiden bu çok büyük bir avantaj. Defanstaki sorunlarını çözebilirse Galatasaray ile beraber ligin en büyük favorisiler. Denizlispor ise zamanla daha iyi olacaktır özellikle gereken box to box oyuncusunu bulurlarsa. Ama ışık var onlarda da biraz daha uyum sağlarlarsa orta sıralarda bulunacaklardır.

Saygılar..

Gaziantepspor - Galatasaray

Sessiz sedasız ilerlemeye devam ediyor Galatasaray ileride neler olacağını belli etmemeye futbol dünyasını korkutmamaya çalışıyor ama her geçen gün o kadar çok şey katıyor ki futboluna. Sonuç iyi üç puan ve bu 5. resmi maç. Kimileri skora aldanıp Netanya maçında daha iyiydi Galatasaray diyebilir ama bana göre dün gece daha iyiydi. Çünkü yapmak istediklerini becerebilmeye günden güne alışıyor Galatasaray.

Oyun çok hızlı başladı. Antep teknik direktörü kanattan devşirme iki futbolcuyu (Olcan ve Mehmet Yozgatlı) beklerde başlattı. Tüm medya aynı şeyi söylüyor bunu bir türk teknik adam yapsa şu an kovulmuştu. Çok doğru ama bu türk futbolu adına atılmış önemli bir adım bana göre. Serdar Kurtuluş neden oynamadı ve bilmiyorum orası ayrı sakattı sanırım ya da hazır değildi ama Galatasaray gibi bir rakip karşısında stoperinden değilde winger adamından bek oyuncusu yapmaya çalışıyorsan korkmadığını göstermiş olursun. Tabii ki ilk golde bu bek mevzusu başına iş açtı Antep’in ve yedi golü. Olcan yerine başka bir oyuncu olsa o kadar rahat olmazdı Baros o pozisyonda ancak maçın genelinde Olcan’ın hücuma yaptığı katkıya bakarsak çokta yanlış bir tercih olmamış. Arda’nın attığı gol tam bir 4-3-3 golüydü çizgiye kadar in penaltı noktasına doğru yerden pas at ve… Netanya maçlarında bunun örnekleri daha çoktu Galatasaray gittikçe alışıyor bu sisteme. Golle birlikte Galatasaray akınları devam etti ve yıllar boyu kanayan yaramız olan duran toptan ikinci gol geldi. Bu sene şu ana kadar 5 yaptı Galatasaray ve belki de geçen yıl attıklarının yarısı kadar duran toptan gol buldular. Bu önemli bir ilerleme. Ayrıca Mustafa Sarp’ın gol atması da beni ayrıca sevindirdi Mehmet Güven’den sonra bu adam ilaç gibi oldu yedek ön libero konusunda.

2-0’dan sonra biraz duraksadı maç. Antep de o aralar pozisyonlar buluyordu tabii ki Tabata Beto ve Julio. Bu adamlar çok can yakar bu sene. Üçü de teknik ve süratli adamlar, mental açıdan da oldukça iyiler. Bir anadolu takımına göre gerçekten üstdüzey oyuncular. Bu üçlü Galatasarayı zorlamaya başladı ve sonuçta mükemmel bir gol geldi. Dünyada bu topu tutacak kaleci yoktur herhalde. Julio’yu izlerken birçok yetenek gördüm o adamda hızlı teknik güçlü iyi de şut çekiyor daha ne olsun! Devamında ilk devre sonuna kadar oyun duraksadı biraz.

İkinci yarı ise sanırım sıcaktan ve kondüsyon eksikliğinden dolayı ilk yarıdaki tempo bir türlü yakalanamadı. Muratı sağ beke koyup Mehmet’i çıkardı oyundan Cocueiro ve forveti çiftledi. Çok işe yaradı mı hayır ama ilerde daha fazla gözüktü Antep. Galatasaray ise istediklerini yapamamaya başladı nitekim kanatlara hiç inemedi nerdeyse hele Keita çıktıktan sonra. Takım alışık değil ya da yorgun diyelim ancak ilerdeki maçlarda kesinlikle oyunun yoğunluğunu kanatlara bindirmeli Galatasaray çok yetenekli adamlar var çünkü. Arda tamamıyla takımın lideriydi hele o kendi başına yakaladığı pozisyonda da atsa golünü çok daha güzel olacaktı ama bana göre topu sağa çekip kesme denemesi en doğrusuydu diğer yandan tek eksiği defansa yeterince yardım etmedi onu da normal karşılayalım bu sıcakta 3 günde bir maç! Sonlara doğru maç böyle bitecek derken yine Arda çıktı sahneye Ayhan’a verdi tekrar Ayhan’dan güzel bir pas aldı. 80. Dakikada 60 metre depar attı ve Nonda’ya alda at dedi. Nonda da güzel bir vuruşla attı golünü onda da ilerleme var çünkü geçen yılın sonları olsa onu bile atamazdı bence. Daha sonra ise Antep’in penaltısı. Bir Sabri klasiği. Bir futbolcu hakkında klasiği derken hep iyi şeylerden bahsedilir ama Sabri’de böyle olmuyor nasıl olsun o nasıl bir uçuştur uçan tekme atacak sanki adama! Gereksiz bir penaltı ve iki kerede atılan gol. (Bir lafımda Bünyamin Gezer’e ilki hatalıydı ikincisi de hatalıydı ya ilkinden sonra tekrar ettirme ya da bidaha tekrar ettir ayrıca bu nasıl bir hakemdir zaten anlamak güç oyuncu oyundan çıkacak sanki barlardaki gibi bodyguard adam vücudunu futbolcunun önüne koyuyur sana ne kardeşim istediği yerden çıksın!)

Maç bu golle bitti ve 3 puanla başladı Galatasaray geleneği bozmadı. Genel olarak baktığımda pas koordinasyonu bakımından daha kötü bir Galatasaray gördüm Servet bu ayağa pas olayını biraz daha başarmaya çalışmalı komik ama Gökhan’ı örnek almalı bu konuda. Sabri ne kadar saçma sapan bir hareket yapsa da bence iyiydi özellikle diğer kanattaki Hakan’a göre. Hakan Balta böyle bir adam değil belki de en güvendiğim adamlardan biriama dün çok kötüydü kendine çeki düzen vermeli. Mustafa Sarp yeteneği kısıtlı adam ama elinden geleni yaptı. Ayhan bildiğimiz Ayhan yaşlandıkça daha iyiye gidiyor. Keita ve Aydın’a gelince Aydın tutuktu ama önünde uzun bir yol var daha bugün Kewell’dan formayı kapabilmesi Rijkaard’ın ona güvenini gösterir. Keita ise çok iyiydi tam takım olunca kendisini daha da gösterecektir. Baros çocuğunu düşünüyor sanırım futbola odaklanamamış hala bir ay sabretcez artık. Kewell girdikten sonra çok kötüydü her topu ezdi onu da çok kişi olarak hücuma çıkamamıza bağlıyorum. Kaptana diyecek söz yok zaten zamanla daha da iyi olacak inşallah.

Antepte ise dediğim gibi ileri üçlü harikaydı. Defansın ortası hızlı ve güçlü adamlardan oluşuyor ama çok kademe hataları var ve mental olarak zayıflar. Murat Ceylan geçen seneki performansından aşağıdaydı. Olcan elinden geleni yaptı iyi bir hücumcu bek olabilir ama tabii ki onun asıl işi top tutmak gerektiğinde girsin oyuna zaman geçirsin. Zurita ilginç bir adam çok iyi oyun kuruyor ön libero olarak ancak bir önliberonun gerektirdiği mücadele gücü ve hırs yok. Kaleciler de genel olarak fena değildi.

Sonuç olarak haftanın belki de en güzel en heyecanlı maçıydı karşılıklı goller ve sıcağa rağmen mücadele. İki takım da çok iyi yoldalar 5 hafta sonra özellikle ağırlıklarını hissettirirler. Antep forvet arıyor sanırım yedek yapacaklar. Bence en önemli handikapları defansları o iki adamla gitmez stoper mevkisi. Bu arada teknik direktörleri de Mourinho’nun kankası stilleri çok benziyor. İlk 5’te olabilecek anadolu takımlarından biri Antep. Galatasaray’ın ise hala zamana ihtiyacı var bir stoper ve Elano ile bu takım uçar. Ama alışmaları lazım ve bunun için de 2 aylık bir süre lazım dileriz bu evreyi en iyi şekilde atlatır.

Saygılar..

9 Ağustos 2009 Pazar

Nerede O Sivas Nerede O Trabzon?

Geçen yıl Sivastaki maçı izlerken Trabzon’un kazanmasını istiyordum ama Sivas o maçı bir tür gövde gösterisine dönüştürmüştü aradan çok uzun bir zaman geçmedi sadece 4 ay. Ama değişen çok fazla şey olduğunu gördük dünkü maçta nerede o Sivas nerede o Trabzon.

Hazırlık maçlarını izlememiştim Trabzon’un ancak duyumlarımın hepsi Trabzonspor takımının ayağa hızlı pas yaparak top oynamaya çalıştığını söylüyordu. Nitekim dün gece de öyleydi modern futbolun gereği tek pasa adapte olmaya çalışmış Trabzonspor ve biraz biraz da başarmış hani bu kadar kısa sürede Sivas’a karşı Anderlecht’in yaptığını yaptılar hızlı ve tek pas oynadılar. Kalecilerine iş düşmedi dün gece bir kere düştü onda da büyük hatası var iyi bir kaleci bence nasıl yer böyle bir golü anlamak güç. Defans bloğu mükemmel Trabzonsporun mükemmel derken değişmemesi en büyük etken bunda üç büyüklerin ve Sivasın defansları değişime uğradı ama Trabzonsporda herşey aynı tek eksikleri belki de topu oyuna sokacak stoper yok ona da çok gerek yok açıkçası Tjikuzu tam bir dinamo herşeyi hallediyor. Ernst benim yedeğimdi derken biraz artislik sezmiştim ama haksız da sayılmaz kumaşı gerçekten iyi. Cale çok iyi bir adam çok olumlu katkıları vardı geçen yılki gibi devam ediyor. Trabzon’un Sabrisi Serkan’a söylenecek çok şey yok bu adam niye sağ bek oynar anlamıyorum. Colman ve Selçuk’a gelince ikisi de çok iyi oyuncular ve bulunması zor oyuncular oyunun iki yönünü de güzelce oynuyorlar zira Selçuk’un attığı gol tambir usta işiydi oraya koşu yapması çok akıllıcaydı. Ortasahanın kanatlarında ise Engin ve maçın en iyisi Alanzinho vardı. İlk geldiği zaman herkese bu adamı izleyin demiştim ama haklı çıkmamıştım bu yıl çıkacağım gibime geliyor. Top tekniği çok iyi biraz mental olarak eksiği var ama yaptıkları çok olumluydu. Engin biraz sönük kaldı nedendir bilinmez alınmayacak yerlerde sorumluluk aldı kararları yanlıştı. Umut’un da pek etkili olduğu söylenemez iyi niyetli mücadeleci bir adam Umut ama oynadığı takımın kalitesinde değil. Genel olarak çok iyi bir izlenim verdi Trabzonspor eğer böyle devam ederse en önemlisi istikrarlı olursa ilk 3’e girecektir. Ligin en hazır takımı belki de ve her geçen gün üstüne koyacaktır. Broos’u hiç tanımıyordum ama kumaşının iyi olduğunu ilk maçla gösterdi tabi Metin Hocayla Ünal Hoca’nın da bunda katkısı az değildir.

Sivasspora gelince geçen yıl kral olduğu kendi evindeki ilk maçında mağlup oldu. Hala bir çok eksiği var Sivas’ın. Bir kere yabancı oyuncusu yok dünyada boşta olan sayısız yabancı adam vardı Şampiyonlar Ligi’ne girebilme ihtimali olan hiçbir adam mı gelmedi bu takıma. Hiç olmadı Tjikuzu’yu alsalardı keşke İbb’den. Galatasaraydan Mehmet Güven bile olurdu yani takımda Sezer olmayınca gerçekten o bölgenin adamı olan bir futbolcu yok takımda. Defans desen 2 yıl önceki defans artı Uğur var onunda Abdurrahman’dan çok bir farkı yok. Sivas takımı geçen yılki gibi bir oyuncuya bel bağlamaya devam ediyor geçen yıllarda Mehmet’e top atarlardı Mehmet topu tutardı ve pozisyona girmeye çalışırlardı bu kez daha kötüsü var Ersen’e yönelik oynuyorlar ve bütün toplar havadan. Bülent Hoca zeki bir adam nasıl farkına varmaz bunun anlamıyorum dünyada böyle bir futbol kalmadı artık. Yerden ayağa pas yapmayı öğretmelisin takımına ama sıfır şu an. Cihan Yılmaz’a ayrı bir parantez açmak lazım böyle devam ederse Sivas’ın en iyi adamı olur top ayağına yakışıyor ve çok zeki bir adam çok iyi yönlendiriyor oyunu.
İki takımın da artılar eksileri vardı ancak Sivas’ın eksileri oldukça fazla kısa sürede transfer yapmazlarsa işleri çok zor. Bu arada statı yenilemişler tebrik etmek lazım ancak bu bir bakıma kötü olmuş onlar için çünkü Sivas geçen yıl bir çok maçını o çayır çimen sayesinde kazanmıştı. Trabzon’a gelince dileriz böyle devam eder ve zevkli bir lig yaşatır bizlere. İlk izlenimleri oldukça olumlu tabii önemli bir şey daha var Ceyhun’u bir şekilde ilk 11’e koysun Broos. Böyle komplike bir adam kolay kolay bulunmaz. Son olarak iki takım da inşallah elerler rakiplerini de 5 takımımızın olduğu bir Avrupa izleriz bu yıl.

Saygılar...

TSL START ALDI...

TSL sonunda start aldı. Belki de tarihi boyunca görmediği en kaliteli kadroları görecek bu yıl ligimiz ne bu kadar yıldız bir anda olmuştu ne de anadolu takımları bu kadar güçlüydü eski zamanlarda bu yüzden ligimiz çağ atlama yolunda emin adımlarla ilerliyor. Eğer böyle gidersek bir on yıl içinde kimbilir belki bundesligadan daha çok izlenen bir lig oluruz avrupada. İmkansız değil yeterki taraftarlar takımlarına sahip çıksın ve hiç yapmadıkları birşeyi yapsınlar “ sabretsin”ler. Neyse zamanla olur inşallah diyelim konumuza dönelim. Turkcell Süper Lig 2009-2010 sezonuna bir önceki yılın şampiyonu ile İstanbul’un taraftarsız ekibi arasındaki zevksiz mücadele ile başladı. Maalesef o ucube yerde Olimpiyatta!

Yine futboldan zevk aldırmamak için yapılmış o ucube stat yine futbolu engellemek için elinden geleni yapan o sert rüzgar ve 5 gün sonra yine beşiktaş için kötü bir skor. Süper kupa kadrosundan Bobo’yu çıkarıp Holosko’yu koymuş Denizli bu maça başlarken.( Bilmiyorum sizler ne düşünüyorsunuz ancak benim fikrim Mustafa Hoca lige konsantre olmamış keza süper kupa maçında da öleydi. Sanki fantezi deniyor takım üzerinde tabii ki önemli bir platform için; şampiyonlar ligi için. Ama bu puanları çok arar ilerde İbb her zaman böyle kötü oynamaz. ) Daha hızlı bir takım vardı sahada bu yüzden ilk dakikalardan maçın sonuna kadar belki de maçın hakimi beşiktaştı daha doğrusu bir hakimi olmayan maçta biraz daha iyi olan takım beşiktaştı. Kaleden başlayalım: Hakan Arıkan belki de Türkiye tarihinin en şanssız kalecilerinden biri o iki maçtan sonra da pek güvenemiyorum gerçekten Hakan’a ve Beşiktaş’ın ikinci kalecisi olabileceğine inanmıyorum ama 3 yıldır takımda herhalde bir bildikleri vardır yine de korkmuyo değilim Barcelona falan gelirde yine kalede Hakan olur diye şampiyonlar liginde. Neyse çok fazla iş düşmedi maç içinde Hakan’ a açıkçası zaten bir kere iş düştü onda da penaltı misali terse atladı göremedi herhalde topu yine de hatalı bence oyunun biraz daha içinde olmalıydı. Beşiktaşlılar dua etsin Rüştü sakatlanmasın o da bir el bombası ama Hakan kadar ümitsiz değil!

Defansa gelince İsmail iyi adam gelecek için de büyük ümit vaadediyor ancak tecrübesiz Mustafa Hoca ibrahim Üzülmez gelince onu yedeğe atabilir! Erhan çok iyiydi gerçekten iyiydi derken elinden gelebilecek yetenekleri doğrultusunda olan herşeyi yaptı ama Beşiktaş düzeyinde futbolcu mu kesinlikle hayır. Serdar Kurtuluş çok daha yetenekli ve gelecek vaadeden bir oyuncuydu. Defansın ortası hakkında yorum yapılamaz beşiktaş hakkında ikisi de iyi adamlar ama bir dereceye kadar ondan neler olacağını kestirmek zor. Şampiyonlar liginde çok canını yakarlar ama Ferrari ve Sivok’un. Maçta İbrahim Akın’ın golde yaptığını maç içinde birkaç kez yapabilecek rakipler olacak karşılarında! İkisi de iyi niyetliler ama YETMEZ!

Orta üçlüde Tello Ernst ve Fink vardı. Tello berbattı geçen yılki Tello nerde diyorum parası artmadı diye böyle oynacaksa şimdi aldığı parayı da vermesinler bu adama. Ernst her zamanki Ersnt beşiktaşın iyilerindendi ama çok büyük bir eksiği var bilmiyorum belki de hocanın eksikliğidir bu. Ernst gibi zeki bir adam İbrahim Akın’ın oradan sağ ayağıyla şut çekmeyeceğini bilirdi ve orada gümbürleme kaymazdı! Belki Mustafa Hoca bu maçtan sonra bunu futbolcularına iyice anlatır ama bu golden sonra Ernst’e ders olması lazım ve sonraki maçlardaki rakiplerindeki futbolcuları iyi analiz etmesi lazım. Fink de fena değildi güzel bir gol attı falso gerçekten garipti topun özelliği sanırım. Ancak çabuk yoruldu İncemandan başka da alternatifi yok tabi belli olmaz Denizli bu çıkarır koyar olmayacak bir adamı.

Forvette ise Nobre’ye bel bağlarsa eğer beşiktaş yandı bu sene. Çok iyi bir santrafor Nobre ancak sabit duruyor arkadaşlarına boş alanlar bırakması lazım biraz daha benceDenizli başka bir yabancıyı yedeğe çekip Boboyu koymalı forvete. Holosko beşiktaşın en iyilerinden biriydi keza niye çıkarıldığını anlayamadım bile maçın kaderini değiştirebilecek tek adamdı sanki. Yusuf geçen seneki gibi değil bence ortada kullanılmalı kanatta çok çabuk yoruluyor çünkü ama işte Denizli’nin bir bildiği vardır diyelim. Sonradan giren Bobo ve Nihat’a yorum yapmaya bile gerek yok ikisi de sıfırdılar Porto maçında harika oynayan Bobo formunu yakalar ama Nihat’ın eski günlerine dönmesi o kadar kolay olmayacak sanki!

İbbye gelirsek geçen yıla oranla zayıflamışlar ya da yeni yapılanma süreci diyelim buna Hasagic Taner falan da yoktu aslında keza stoperleri de sakat bu adamlar katılınca daha iyi olacaktır ama eğer her maç böyle İbrahim Akın’a bel bağlarlarsa başka kreatif bir adam bulamazlarsa çok zorlanırlar. Yine de Abdullah Avcı gibi bir adam var başlarında güvenim sonsuz kendisine birşeyler düşünüyordur. İbrahim demişken bugün sahanın en iyisiydi eğer hep böyle oynarsa milli takımda yerini alacaktır ve üç büyüklerin yolunu tutacaktır yeter ki gamsızlığından vazgeçsin ve istikrarlı olsun! Mahmuta da değinmek lazım göz açtırmadı rakip forvetlere neredeyse ve kendisi daha çok genç 87 doğumlu bir yetenek daha geliyor sanki! Nsumbuyu da ilk 11de kullanmalı bence Abdullah Hoca Kanfory’den daha iyi bir süpürücü.

Sonuç olarak 4-3-3 oynayan iki takımla start aldı TSL iyi futbol yoktu belki ama sıcaklar ve kondüsyon eksikliği diyelim. Zamanla iki takım da daha iyi olacaktır.He bir de beşiktaş Yıldıray’ı alacakmış sanırım Deco Dos Santos derken Yıldıray gelirse bilmiyorum taraftarın tepkisi ne olacaktır.

Saygılar…

1 Ağustos 2009 Cumartesi

"SUSAMIŞLIK VE BAŞARI" GELİYORUZ!!!

Herşey Ali Sami Yendeki o geceyle başlamıştı. Küme düşeceği belki de o zamandan belli olan Körfez ekibi Galatasarayımızı kendi mabedimizde 5lemişti. Bugünün ilk adımı belki de o zaman atılmıştı. O an herşeye karar verilmişti belki de artık amaç günü kurtarmak olmayacaktı amaç geleceği kurtarmak olacaktı ve gidipte yabancı bir teknik direktörle anlaşmak yerine belki de gelecekte iyi bir tecrübe kazandıktan sonra takımın başına gelmesi planlanan büyük kaptanla anlaşılmıştı. Bülent Hoca’nın gelişinden sonra bir türlü dikiş tutturamadık ve hepimiz belki de bu günlerin gelmesini bekliyorduk. Sezonu ummadığımız bir yerde bitirdik en kötüsü de buydu belki ama birşeyler ters gitmişti bu yıl gerçekten ya da hiçbirşey doğru gitmemişti diyelim. Ama belki de bu yeni bir başlangıcın ayak sesleriydi.
5 Haziran günü açıklandı kıvırcık saçlı futbol ustasının Florya’nın tek patronu olacağı. Sevindirici haber bununla bitmiyordu artık tüm dünyanın tanıdığı bir teknik direktörümüzün yanında yine tüm dünyanın tanıdığı asistanımız ve fizyoterapistlerimiz vardı. Derwallden sonra klübümüzde ikinci bir efsane vardı artık. İstanbul’a gelişine ilk antrenmanına çıkana kadar belki de kimse inanmıyordu onun Galatasarayımıza geldiğine (ben dahil). Galatasaray’a gelişiyle tüm camiayı inanılmaz sevindirmişti. Kötü bir dönem yaşayanlar buluşmuştu belki de.
Galatasaray ve Rijkaard.. Birisi herkesin favorisi olmasına rağmen ligi umduğundan çok geride bitirmiş, türkiye kupasında erkenden elenmiş ve Avrupa’da gönüllerimizin favorisi olmasına rağmen şanssızlıkla elenmişti. Diğeri ise dünyanın en büyük takımından (!) gönderildikten sonra hayatında çalkantılı bir döneme girmiş ve kendisini uzun zamandır toparlayamamıştı. İkisini de bu durumlarından kurtaracak tek şey vardı o da futbol. Nihayet buluştular ve yola birlikte en güzel şekilde başladılar. Yeni bir sistem yeni bir kadro yeni bir teknik heyet yeni bir taraftar kısacası yeni bir camia vardı artık. Tek amaçları Galatasaray olan başarı olan yeni bir camia. Bunu Kazak temsilcisine karşı oynadığımız ikinci maçta fazlasıyla görüyorduk tek yürektik mabedimizde. O gün statta çok iyi bir futbol izleyemedim ama birbirine kenetlenmiş müthiş bir camia gördüm. Daha 19una yeni basmış bir çocuk taraftarı önündeki ilk maçına çıkıyor ve oynadığı bölgenin arkasındaki tribündeki pankartı görüyordu. Kimbilir nasıl bir mutuluktu bu onun için. En küçüğünden en büyüğüne kadar herkesi sahiplenmişti zaten taraftar ve büyük başarılar da ancak böyle gelebilirdi.
Bütün bunları anlatmamın sebebi dün gece ve Elano transferi aslında. Hani dedim ya demin belki saha da iyi futbol yoktu ama müthiş bir camia vardı diye dün gece ise maçın İsrail’de olmasına rağmen müthiş bir camia müthiş bir futbol ve müthiş bir transfer haberi vardı. Rakip ne kadar zayıf olursa olsun futbolcular yeni sisteme yavaş yavaş alışmaya başladıklarının sinyalini veriyor taraftar mesafe tanımaksızın İsrail’e gidip ev sahibi takımdan daha fazla takımını destekliyor Brezilya milli takımının yıllarca formasını giymiş dünyaca ünlü bir yıldız ise yeni takımına gelmek için hazırlanıyordu. Hani 2000 ruhu diyoruz ya işte o fazlasıyla geri geliyordu artık. Dün gece bunların hepsinden fazlasıyla örnekler vardı. Takım içi yardımlaşma Rijkaard’ın 90 dakika uyarılarda bulunması ve taraftarın müthiş desteği.
Artık inancım daha da güçleniyor susamışlığımız bitecek artık buna daha fazla inanıyorum. Biz zaten bu başarıları hakettik kazandık ve daha büyük başarılara ulaşmak istiyoruz artık. Her türlü hamlemiz de bu adıma uygun bize tek şey kalıyor artık Galatasarayımızı her zaman desteklemek. Her adımda onun yanında olmak.
SUSAMIŞLIĞIMIZ BİTİYOR ARTIK BAŞARI GELİYOR BİZ GELİYORUZZZ…